27 Eylül 2013 Cuma

MAC Brush Cleanser

Mac Brush Cleanser, makyaj fırçalarını temizlemek için tercih edilebilecek en iyi ürün. Fırçalarımı haftada bir yıkamama rağmen günlük olarak bu ürünü mutlaka kullanıyorum.

Ürün 235mL ve 35TL.
Uzunca bir süre kullanılıyor, bu açıdan fiyatını uygun buluyorum.

Bu ürünü çok seviyorum. Neden?
Fırçaları deforme etmiyor ve fırçalarım kısa sürede kuruyor.


Çeşitli kullanım şekli var. İster direkt fırçanızın üzerine dökün isterseniz spreyli şişeye koyun bir iki fıs yapın.
Ancak spreyli şişelerdekiler uygulama olarak daha kolay geliyor bana.
Seyreltebilirsiniz ya da olduğu gibi kullanabilirsiniz. Ben 1:1 oranında su koyup seyrelttim.


Çalkalayınca köpürüyor.


Ben fırçama 5-6 fıs sıktıktan sonra kağıt havlu ile temizliyorum. Havlu üzerindeki renk tam geçinceye kadar gerekirse tekrar sıkıp tekrar temizliyorum.

Sonuca bakacak olursaaaak; üstteki fotoğrafta fondötenli fırça, alttaki fotoğrafta temizlenmiş fırçayı görüyoruz.




Sevgilerle..



21 Eylül 2013 Cumartesi

Bitenler, Çöpe Gidenler..



Elegance Aqua Fresh Lens Solüsyonu: Çok hassas gözlerim var ve bu ürün gözlerimi çok yakıyor. Optifree dışında kullanamıyorum. Yeni lens aldığımda hep bu ürün ücretsiz veriliyor. Ancak görüldüğü gibi çöpe gidiyor..

Listerine Ağız Çalkalama Suyu Nane Aromalı- Hafif Tat: Hafif falan değil arkadaş, ağzımı deli gibi yakıyor, dilimi uyuşturuyor. Ancak nasıl bir Listerine bağımlısı olduysam, bu üründen sonra Colgate, Oral-B falan boş geliyor, hiç etkisi yokmuş hissi veriyor. Ne kadar yansam da Listerinee devam :)

Pure Beauty Pomegranate Antioxidant Day Lotion 20 SPF: Nemlendirmesi kış için, SPFsi yaz için yeterli gelmeyecektir. 

Pure Beauty Pomegranate Antioxidant Eye Cream: Yoğun nem ihtiyacınız yoksa, 20li yaşların başındaysanız yeterli gelecektir. Ben seve seve kullandım.

Cleocin T: Kıyıda köşede kalmış, son kullanma tarihi de geçmiş yavrucağımın, hiç farketmemişim. Şimdi çöpe gidiyor. Sivilceler için elimden eksik etmiyorum kendisini.


Sevgilerle.. :)



16 Eylül 2013 Pazartesi

Kuşadası :))

Tatilden sıkılmak olur mu?
Ne yazık ki oluyormuş..

İlk olarak Antalya, sonra Pamukkale, sonra Kuşadası, sonra İzmir derken tatil beni fazlasıyla bunalttı.
Kuşadası'nda iki hafta geçirdim, ben ki bir hafta bile dayanamayan 5 günde sıkılıp bunalan insan, iki hafta nasıl dayanmışım anlamıyorum..

Tatilimin hakkını fazlasıyla verdim, keyfime diyecek yoktu :)


Ayna fotoğraflarımız asla bitmez!:) bkz.Rixos


Voleybol oynarken ilk günden sakatlandım. Arda'ya göre miniminnacık bana göre dev gibi yara oldu. Evet, önlemim bu şekilde:) Abartmışım galiba ama o sırada çok korkmuştum, hayatımdaki ilk büyük yaraydı..


Bu fotoğrafı annem çekmiş ben çok sevdim :))


Dövme yaptırdık.. Tabi ki geçici :) Gerçeğine henüz cesaret edemiyorum. Acısından değil derdim, sonradan hoşlanmayacağım bir dövme istemiyorum..


Bu yaptırdığım şimdilik istediğim dövme. Geçici olunca çok hoş durmadı bendeki ama Ardanınkini çok beğendim :)


HLC diye bir oteldeydik. Oraya tatil için 3. gidişimdi.



Dilek Yarımadası Milli Parkı'na gittik. Denizi sabah harikaydı sonra biraz dalgalandı. Dizimdeki yaradan dolayı çok giremedim. Çünkü balıklar gelip yaramı ısırmaya başladılar, cidden çok canım yandı....

Yine de harika zaman geçirdim, orada olmak çok hoşuma gitti. Kuşadası'na bir dahaki gidişimde orada denize girmek ilk hedefim olacak!:)



Şurada görülen havuz Göl Evlerinin havuzu, sabahları harika oluyor. Aldık deniz yataklarımızı gittik, hem güneşlendik hem uyuduk :)





Bununla birlikte bir tavşanım daha var. Onlar da bize tatil boyu eşlik etti ve hiç kucağımdan inmediler:) İkisi de çok tatlı, çok seviyorum :)



Dönüşte Şirince'ye uğradık. Bunun için ayrı bir post yapmadım çünkü çekilen çok fotoğraf yok.




Tatilim bitti ve tatil postları da bu yazıyla birlikte sona erdi.
Tadı damağımda kaldı. Yazı şimdiden iple çekiyorum:))


Sevgilerle..


14 Eylül 2013 Cumartesi

Pamukkale gezintisi :)

Antalya dönüşünde misafirlerimiz vardı, hepsi o kadar değerliler ki Pamukkaleyi gezmeseler olmazdı.
Şimdiki fotoğraflar Pamukkale'den gelsin :)



Kış vakti gittiğimizde Arda'ya Pamukkale'nin üst kısımlarını gezdirmiştim, ayağımızda botlar, çizmeler olduğundan suya girememiştik, su gayet ılıktı ancak çizmelerimi çıkarmaya üşendim açıkcası :)
Bu gidişimizde antik yapıları gezmek yerine suya girdik :)







Arda bana laf anlatma çabasında :) Ne muhabbet geçtiyse artık aramızda :)


Heh! Tulumba görmeyen köylü..
Ne yalan söyleyeyim ben bunu çok sevdim:)
Şu akan suyu içebiliyorsunuz, içinde birçok çeşit mineral var.
Tadı çok iyi değildi belki katlanılırdı ancak o sıcakta ılık su içmek suyu püskürtmeme neden oldu.







Arda'nın kardeşi Burak'a böyle poz vermişiz, güzel bir fotoğraf olmuş bence :))


Eski geziler, yeni postlar.. :)
En kısa zamanda tüm postlarımı tamamlamış, gündeliğime geri dönmüş olacağım.

Sevgilerle..



Nerelerdeydim, neler yaptım?

Herkese merhaba:))
Uzun zamandır buralarda yoktum, aslında hep takipteydim ancak yeni bir post giremedim.
Henüz internetim bağlanmadı, teşekkür ederim ttnet! İki haftadır 'yarın kesin bağlanacak' diyerekten beni tıpış tıpış evime yolluyorsunuz, yeniden teşekkürler ttnet!

En son Rixos tatilimi anlatmıştım ve Kuşadasına gideceğimi söylemiştim.
Ohoo, o kadar zaman geçti ki ben iki haftalık Ada tatilimi yapıp İzmir'e geldim bile.
Hatta öyle ki eczane stajımı bile tamamladım, okulumun açılmasını bekliyorum :))


Bu arada artık bir kedim var, o kadar tatlı ki... Canım kızım :))
Dayanamadım paylaştım bile fotoğrafını :)

Bundan sonra daha sık aralıklara, güzel postlarla geleceğim.

Sevgilerle..